İcra Keşfi - Halis Erenoğlu

Haberler / Kültür Sanat

İcra Keşfi - Halis Erenoğlu

1970’li yılların başı.
Hukuk Hakimi Mehmet Mehtioğlu ile sürekli yoldaşlık yapıyoruz. İcracı A Bey yanımıza geldi. Mehmet Bey’in hemşehrisi idi. İkisi de Aydın Ortaklar’dandı. Hakim Bey, A Bey’e “Hemşehrim kulağıma çatlak sesler geliyo, ben bu Kaza’da Halis Bey’e bel bağladım, onunla git icra kesiflerine.” dedi. Bunu söylerken Hakim Mehmet Bey’in yanında olduğumdan “İcralara benimle gitsin” diye Hakim Bey’e ben rica etmişim gibi bir algı oldu. Hayatta hiç sevmediğim bir ortam oluştu. Şimdiye kadar kimsenin aşına, işine, vazifesine karışmadım çok şükür.

Kar yağıyo. Akşama doğru İcracı A Bey elinde kırmızı bir dosya ile çıktı geldi. “Hadi gidiyoruz.” dedi, “Nereye?” dedim, “Geğniğe.” dedi. Minibüs eve çıkmıyo. Kar yağarken çok zaman durağa kitleyip eve yürüme gidiyom. İcracı A Bey, Mehmet Bey’e ‘keşfe gidemedi’ demesin diye minibüse zincir attım. Zincir taktınmı evvel Allah dağa çıkar. Neyse, Geğniğe vardık. Köye girişte sağ tarafta borda kapı, kapının bitişiğinde ağaç çatmadan ahır var. İcracı ahıra girdi. İpinden tuttuğu ineği getirdi. Minibüsün tamponuna bağladı. İnek sıcak ahırdan çıktığı için biraz sonra başladı titremeye. “A Bey ineği ahıra geri sok, zaten kapının önündeyiz, kaçacak hali yok.” dedim. Bana “Otur oturduğun yerde, bir de senle uğraşacak değilim.” dedi. Çok ağrıma gitti. Bahçenin içindeki kerpiç, yıkık dökük evden ineğin sahibi kadın çıktı. İneğini minibüse bağlı görünce köylüye yalvarmaya başladı. Arkasından 6-7 yaşlarında ayakları yalın bir çocuk çıktı. Karda üşümesin diye çocuğu minibüsün içine aldım. Bu kez kadın bana döndü, “Kurbanın olayım edem, sen bilirsin, ineğimi kurtar.” diyo. “Bacım git başımdan, memura bişey söyledim beni azarladı” dedim.

Daha önce o köyden biriyle apandisitten ameliyat olmuş, hastanede beraber yatmıştık. Baktım O geldi. Minibüse aldım. “İnek hasta olacak biriniz yediemine alın da ineği ordan çözsün.” dedim. “Halis Efendi, karşıki adamlar yani alacaklılar güçlü, bu kadının kocası bunlardan 3500 lira almış, her sene Mart’ta İzmir’e gidiyor, çalışıyor, sonbaharda geliyor, çalıştığı paranın tamamını getirip avuçlarına koyuyor, para gene de enikliyor, duyumuma göre para 35-40 bin lira olmuş.” dedi. “Kimden almış bu parayı?” diye sordum. Filancadan deyince, tefecileri tanıyorum birçok garibana yaptıklarını duydum, beynimden vurulmuşa döndüm. Sol camı açtım “Ulan icracı deyyus! Çöz ineği, inersem ağzını burnunu dağıtırım…” der demez İcracı’nın gözü korktu, ineği çözdü. İnek boynuzlarıyla ahır kapısını açtı içeri girdi, vicdanım rahatladı. İcracı “Ben bu adamla gidemem muhtarı bulun bana” dedi. Muhtar geldi, korucuyu vazifelendirdi, İcracı arkada, korucu mavzerle ortada Emirdağına geldik.

İcracı benden şikayetçi oluyo. Ertesi gün konu Mehmet Bey’e intikal ediyo. Mehmet Bey “Davaya ben bakacağım.” diyo.
Beni çağırdılar. Korucu’da, İcracı’da Mehmet Bey’in karşısındalar. İcracı anlatıyo “Bel bağladığınız, bana taktim ettiğiniz bu Şoför Efendi küfürle üzerime yürüdü, beni dövecek idi.” Hakim “Peki…” dedi. Korucu’ya döndü, o da İcracı’nın şahidi. Başladı ifade vermeye “Efendim, Şoför Efendi sinkaf (Küfür edip dövmeye yeltenmek) edip Memur Efendi’nin üzerine yürüdü.” dedi. “Hakim Bey söz hakkı verir misiniz?” dedim. Hakim “Buyurun” dedi. “Hakim Bey, benim sizden İcracı benimle gitsin diye bir isteğim oldu mu? İcracı Bey öyle bir ima yarattı. Dün biliyorsunuz kar yağdı. Akşama yakın çıktı geldi. ‘Hadi Geğnik Köyüne gideceğiz’ dedi. Geğnik dağın başı, sırf gidemedi demesin diye minibüsün lastiklerine zincir attım, köye vardık, kapının önüne durduk. Memur Bey eliyle koymuş gibi, ineği sıcak ahırından ipiyle getirip minibüsün tamponuna bağladı. Hava buz gibi, kar yağıyor, inek titremeye başladı. Yakın zamana kadar hayvanımız vardı, malı çocuk gibi severdim. Sol camı açıp ‘Memur Bey inek hastalanacak, kaçacak değil ya’ diye ipi çözmesini tekrar ahıra sokmasını rica ettim. Beni azarladı, sineye çektim. Kadın yalvarıyo, ‘ineğimi kurtarın’ diye, birde kadının arkasından ayakları yalın nur topu gibi oğlan çocuğu ağlayarak çıktı, çocuğu minibüse aldım. Hatta minibüsü çalıştırdım, kaloriferlerini yaktım çocuk üşümesin diye. O arada baktım olay yerine aynı köyden hastane arkadaşım geldi. Onu da minibüse aldım, ‘ineği yedemine alın’ dedim. Arkadaş, ‘Halis Efendi karşıki adamlar güçlü, borç çoğalmış, her sene ilkbaharda bu kadının kocası İzmir’e gidiyor sonbaharda geliyor, alacaklının avuçlarına çalıştığı parayı koyuyor, para genede enikliyo, O kişiden 3500 lira almış, borcu 35-40 bin lira olmuş’, ben de ‘kimden almış bu parayı’ diye sordum, filancadan deyince tepem attı, camı açıp ‘Memur Bey çöz ineği inersem ağzını burnunu dağıtırım’ dedim. Bu durumu, ana paranın 3500 lira olup da enikleyip 40 bin liraya yaklaştığını Memur Bey kendisi daha iyi biliyor, çocuğun ayağında ayakkabısı yok, hadi alacaklı acımıyo, sende mi acımıyorsun Memur Bey?” dedim. Hakim Bey, “Halis Bey bir dakika.” dedi. Memura döndü “Hemşehri falan dinlemem seni yakarım, şu memlekette bel bağladığım Halis Bey’i bana karalamaya çalışıyorsun, yeminlen yakarım seni, ben hemşehrim olarak senin adın temize çıksın diyorum, sen gene pislikilen uğraşıyosun…” diye epey azarladı. Bana “Gidebilirsin.” dedi. Ben de “Sakın benimlen gitmesin, kendine göre şoförleri bulup onunla gitsin” dedim.

2008 Yılı idi. Otobüsle Mersin Anamur’dan, Eskişehir’e dönüyoz. Sohbet esnasında Emirdağ ismi geçti. Arkamızdaki koltuktaki genç “Ağbi Emirdağlı mısın?” dedi. Ben de “Evet” deyince kendisinin de Geynik Köyünden olduğunu söyledi, sohbete başladık. Ben de 1970’li yıllarda bu keşfi anlattım. Genç bana “Ağbi o ineğin sahibi kadın benim Anamdı, tüm geçimimiz o inekten Anamın sağdığı süttü. Üşümesin diye minibüse aldığınız çocukta benidim. Sizin sayenizde bir daha kimse kapımıza dayanmadı. Allah sizden razı olsun. Anam size ölünceye kadar dua etti.” dedi. Kaynak: Halis ERENOĞLU

  • Okunma: 2081

Yorumlar (2)Yorum Yap

  • AbdulKadir

    Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun, Dedemin arkadaşı

  • Köylü

    Bu ülkenin Halis Erenoğlu abimiz gibi değerli insanlara ihtiyacı var.