Salkım ile Sümbül

Köşe Yazıları / Rabia Barış

Salkım ile Sümbül

Salkım ile Sümbül, samimi iki arkadaştır,
İkiz kardeş gibi büyürler.
Yedikleri içtikleri ayrı gitmez,
Beraber oynarlar beraber gezerler,
Ağır işlerde birbirlerine yardım ederler
Ufak tefek işlerini bitirince de,
El işlerini alıp bir yerde otururlar,
Hem işlerler hem muhabbet ederler.
Gün boyu beraberdirler.
En çok da kiminle evleneceklerini konuşurlar,
Herkes kendine göre yapar seçimini.Başlarlar muhabbete, ballandıra ballandıra anlatırlar.
Salkım’ın gözü dışarılardadır,
Evleneceği çocuğun memur olmasını arzu eder,
Eli çantalı, boynu gıravatlı olsun, der.
Bu yönde yapar tercihini.
Gurbete çıkıp değişik memleketler görmeliyim;
Sinemalarda, tiyatrolarda günümü gün etmeliyim, der.

Sümbülse benim kocam zengin olmalı;
Kamyonlar, traktörler kapısında sıralanmalı.
Ben ağa karısı olmalıyım,
Dikkatleri üzerimde toplamalıyım.
Eşim dostum bana özenmeli,
“Taş yerinde ağır derler.”
Memleketimde kalmalıyım ben,
Dolaşamam öyle üç kuruşun peşinde gurbet elleri…
Salkım ile Sümbül böyle hayaller kurarlar,
İkisi de endamlı ve güzel kızlardır,
Bir bakan bir daha bakar,
Çok isteyenleri vardır.

Gün olur seçerler dünürcüler arasından koca adaylarını,
İkisi de gönlüne göre bulup ererler muratlarına.
Salkım, gezici bir memurla evlenir,
Üç yıl orada beş yıl burada gezer durur,
Fırsat buldukça da annesine gezmeye gelir.
Salkım artık şehir hanımı olmuştur,
Kılık kıyafeti oldukça farklıdır.
Giyer kısa kollu gömleğini, tarar permalı saçlarını.
Mahalle çeşmesine suya gider,
Eski arkadaşları, konu komşu imrenirler Salkım’a.
Anlatırlar birbirlerine garibanlar:
Aman gız bacım Salkım pek hanım olmuş, pek de süslü,
Allah, bize de nasip etsin gibi sözler söylerler.
Ümmü teyze kulak misafiri olur konuşulanlara,
Çok da meraklıdır, duramaz durduğu yerde,
Varıp şu Salkım gızımı bir de ben görüyüm der,
Tez gelir Salkım’ın kahvesini içmeye,
Hem kahve içerler, hem hasret giderirler.
Başlar Ümmü teyze güzel sözlerini sıralamaya,
Aman gözel Salkım’ım pek has olmuşsun bin kere maaşallah,
Salkım gızım gomşular seni anlata da anlata da bitiremediler,
Bir de ben görüyüm Salkım gızımı dedim.
Dar vakıt Kezi dayazan bize geldi,
Salkım, gısa golluyu geymiş de ne gözel olmuş,
Golları da gar kürtüğü gimi bembeyaz,
İnsanın baktıkça bakası geliyo, dedi,
Bir dedi ki evvelden de şeherliymiş gidinin gızı,
Buralarda heç mi yaşamadın gel görüyüm,
Beyle söyledi Kezi dayazan, gadın Salkım’ım,
Bende pek merak edip seni görmeye geldim,                                                  
Sahiden de eyle olmussun,
Seni eyi gördüm pek sevindim,
Allah, mutluluğunu bozmasın,
Daha daha zıyada etsin gadın gızım,
Ne eyi ettin de memura gettin,
Sen zaten kibar gızdın, her heç olurdun buralarda,
Gocan nasıl eyi mi, belli ki eyi benimki de soru işte?
“Erken yürüyen yol alır, erken evlenen döl derler”
Nasıl da doğru söylemiş atalar Salkım gızım,
Pek eyi ettin memura gitmekle, pek eyi,
Aha bizim gızlar eyle oturuşuyolar, napııcıık bilmem,
Beğenmiyolar geleni gedeni,
Biz de Salkım gibi memura gediciik diyolar,
Nası ediciğik bilmem gadın gızım,
Hızara gocamı düzdürücüğük bunlara,
Yoksa demirciye mi döğdürüücüğük ne biliyim ben,
Bilemedik getti Salkım gızım,
Allah hayırlısını versin ne yapalım,
Beyle diyom da gene de düşünmeden edemiyom,
Hanı diyom ki şeyle laf aramızda,
Enişdenin arkadaşlarından bekâr yok m’ola?
Bizim gızlara da birer ayarlasanız olmaz mı aceb,
Varsın onlar da gurtulsun buralardan Salkım gızım.
Ümmü dayazanın, ağzından bal akar,
Bir yandan övgülerine devam eder.
Bir yandan çeker Salkım’ın kuyruğunu..

Öte yandan sümbül zenginle evlenmiştir,
Yediği elinde yemediği belindedir,
Kapıda uşakları evde hizmetçileri vardır,
Bulunduğu yerin Sümbül abılası olmuştur.
Her şey ondan sorulur,
Yazlığı ayrı kışlığı ayrıdır,
Her yerde mekânı vardır, yaylada, yazıda,
Altında son model arabalar,
İstediği şehri istediği zaman gezer, tozar,
Kimsecikler Sümbül’ün yakın yanından geçemez,
İkisi de istediği hayatı elde etmişlerdir.
Mutluluklarına diyecek yoktur Salkım’la Sümbül’ün,
Yaşarlar gönüllerince…

Gün olur devran döner.
Salkımlar emekli olup memlekete dönerler,
Sümbüllerin yanından küçük bir ev alıp yerleşirler,
Yine eski günlerde olduğu gibi beraberdirler,
Zamanın çoğunu birlikte geçirirler,
Bir taraftan da orta yaşın sefasını sürerler.
Çocukları büyümüş elleri boşa çıkmıştır,
Boş zamanları çoktur artık bol bol muhabbet ederler,
Bu arada Salkım’ın kızı vardır, Sümbül’ün de oğlu,
Salkım’ın kızını Sümbül’ün oğluna münasip görürler
Ancak Salkım’ın kızı bu evliliğe razı olmaz,
Zira kendisi okumuş, evleneceği çocuk okumamıştır.
Annesi ne yapıp yapıp razı eder kızını,
Bak kızım der, bunca yıl bir kesere sap olamadık,
Baban okumuş da ne oldu sanki
İşte Sümbül teyzen, işte ben,
Cahilliğimde ben de senin gibi düşünmüştüm,
Kuşun kuyruğu öyle değilmiş,
Para olmadan düzgün hayat olmuyor,
Boş ver okumuşu, iki kuruş aylığın gözüne bakma.
Evlen ağa oğluyunan,
Elin para görsün rahatına bak.
Böyle güzel sözlerle kızını razı eder,
Evlendirirler çocukları ihtişamlı bir düğünle,
İki arkadaş iki dünür oluverirler.
Daha da yakınlaşırlar birbirleriyle.
Bir müddet mutluluğun tadını çıkarırlar,
Artık içli dışlıdırlar.
Boy boy torun hayali kurarlar.

Fakat bu mutlulukları çok sürmez,
Çocukların evliliği umdukları gibi gitmez.
Genç çiftler bir türlü anlaşamazlar,
Karısıyla anlaşamayan gencin gözü dışarılardadır,
Salkımın kızı böyle bir şeyi içine sindiremez,
Tez verir kararını kısa sürede ayrılırlar.
Onlarla birlikte Salkım’la Sümbül’ün de yolları ayrılır,
Zira söz konusu çocuklarıdır, yürekleri el vermese de,
Et tırnaktan geçmez, gönül dostundan,
Çaresiz gölge düşer arkadaşlıklarına.
Yıllar sonra aldıkları yanlış kararın kurbanı olurlar,
Beklenmedik bir olay iki arkadaşı ayırır birbirinden,
Kopmaları çok zor olsa da,
Bunca yıllık arkadaşlık bir çırpıda sona erer.
Ne yapacaklarını bilemezler,
Mutlu hayatlarının mutsuz sonu çok üzer onları.
Görünüşte ayrıdırlar ama
Neticede yürekleri hep birlikte atar,
Birlikte yaşar Salkım ile Sümbül.
Hazin bir sondur onları üzen…
Rabia  BARIŞ

  • Okunma: 1931

Yorumlar (0)Yorum Yap